Sevgili Okurlar,
Yılın son çeyreğine girmiş bulunuyoruz. Spor branşlarının belki de en uzun sezonuna sahip tenis gittikçe yeknesaklaştı. Sürekli sakatlıklar yaşayan sporcular duyuyoruz. Bir çoğu da sakatlıkları bahane edip turnuvalardan çekildiğinden, isimlerini hiç duymamış olduğumuz ve büyük bir olasılıkla bir daha da duymayacağımız bazı tenisçiler peydahlanıyor. Hani “koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler” diye bir atasözümüz vardır. İşte o meal!
Medyamız ise sporumuzun yüzakları SULTANLARIMIZIN yokluğunda tam tabiriyle “ayaktopunun” sultası altında…Artık diz boyunu çoktan aşıp gırtlağımıza kadar gelmiş rezilliklerden sanki dem alıyorlar! Bu pisliği değil izlemek, bakmıyorum bile.
Hastalık derecesinde olmasa da ben bir okurmanım. Kitaplara ilaveten gazeteleri tavaf etmeye bayılırım. Onları basılı olarak tercih ederim ama artık yabancı gazeteler güncel gelmediğinden zorunlu olarak internetten abone oluyorum. Son günlerde “Washington Post”, vücudumuz ile ilgili (hele ki genç-yaşlıları daha da ilgilendirecek) fevkalade makaleler yayınlamakta. Bunlar öyle hoşuma gitti ki tercüme edip (ettirip !) sizlere birkaç yazı halinde sunacağım. Umarım hoşunuza gider.
Güzel günler dilerim.
Bekir Emre
---------------------------------------------------------------
Yaşlandıkça Değişen Vücudumuz !
Yaşlandıkça Vücudunuzun Değiştiği 10 Şekil: Eskidikçe(!) ayağa daha dikkatli kalkarsınız. Kalabalık bir kafede müzik kulağa daha yüksek gelir… Karşınızdakini duymakta zorlanıyorsunuz! Menünün okunması güçleşir. Yaşlanma genellikle tek bir dramatik olay olarak değil, minik sürprizlerin bir buketi gibi ortaya çıkar. Bu değişiklikleri vücudun sadece yıprandığının kanıtı olarak görmek cazip gelebilir, ama bu hikayenin sadece bir parçası. Doğduğumuz andan itibaren hücrelerimiz sürekli gelişir, onarılır, yer değiştirir ve uyum sağlar. Onarım sistemlerimiz de yıllar geçtikçe verimini düşürür. İyi yanı ise, yaşla ilgili değişikliklerin çoğunun yavaş gerçekleşiyor ve vücudumuza uyum sağlaması için bolca zaman veriyor olmasıdır. Yaşlanmadan kaçınılmazsa da, birçok menfi etkisi doğru egzersiz, beslenme, uyku ve tıbbi bakımla yavaşlatılabilir hatta yumuşatılabilir. İşte yaşlandıkça görülen en yaygın 10 değişiklik:
Kalp Daha Çok Çalışır:
Kalbiniz fevkalade dayanıklı bir organdır. Ömür boyu milyarlarca kez pompalar. Ancak yıllar geçtikçe, arterleriniz giderek kalınlaşıp sertleştiğinden, kanın geçmesi zorlaşır. Buna karşılık, kalp kası işini yapmak için daha çok çalışmak zorundadır. İlginçtir ki, dinlenme hızı genellikle aynı kalır. Büyük değişiklik kalbinizin egzersizde eskisi kadar çabuk hızlanmamasıdır. Kaslarınız enerji için gerekli, ilave-oksijenli kanı alamayacaktır. Bu da, yokuş çıkmanın yıllar öncesine göre daha zor olacağının kanıtıdır.
Kemikleriniz Kütle Hatta Kitle Yitirir:
Yaklaşık 30 yaşına kadar, iskeletiniz kemik geliştirmekle meşguldür. Sonrasında ise denge yavaş yavaş değişir ve kemik parçalanması, oluşumundan daha hızlı gerçekleşir. Kemikleriniz daha az yoğunlaşır ve kırılmaya daha duyarlı hale gelir. Ayrıca, yaşlandıkça sihirli bir şekilde küçülmemizin nedenlerinden biri de bu. Ancak, güç antrenmanları (yürüyüş gibi hafif egzersizler bile) bu değişiklikleri yavaşlatabilir.
Gözlerle Kulaklar Daha Seçici Olur:
Küçük yazı fontlarını (ör: bazı makaleleri ve paket etiketlerini) okumak zorlaşır. Yaşlandıkça, göz içindeki lens zamanla kalınlaşıp esnekliğini yitirdiğinden, yakınımızdaki nesnelere odaklanmak zorlaşır. Birçok insan parlaklığa daha duyarlılaşır ve okumak için daha fazla ışığa gerek duyar. Onlarca yıldır kusursuz görüşe sahip olanlar bile yakınında bir çift okuma gözlüğü bulundurur. İşitme yeteneğimiz de yaşla değişir. İç kulaktaki minik, hassas hücreler azalır çünkü yaşınız ne olursa olsun, zarar gördüklerinde yenilenmez (rock konserlerinde tıkaç takmak için bir başka sebep). Yüksek frekanslı sesleri emen hücreler önce aşınır ve bu sesler yaşlandıkça tespit edilmesi daha zor hale gelir. Bu yüzden kuş ya da çocuk seslerini yaşlandıkça ayırt etmek zorlaşır. Genel işitim hala güçlü görünse bile.
Cilt ve Saç Gelişimi Yavaşlar:
Cildiniz hayat hikayenizi anlatır: örneğin güneşli bir iklimde yaşamış mısınız ya da ne kadar gülmüş ya da kaş çatmış mısınız? Ancak yaşam tarzınız ne olursa olsun, cilt yaşlandıkça daha az kollajen, elastin ve doğal yağlar üretir…incelir, kurur ve daha az elastik hale gelir. Cildin altındaki yağ da azalır, bu da morlukları daha sık ve kırışıklıkları daha belirgin hale getirir. Olumlu tarafı ise, yaşlandıkça ter bezlerimizin daha az aktif hale gelmesidir (en azından deodorantta tasarruf sağlar!). Gri saç da benzer bir yol izler. Saç kökleri yavaş yavaş saça renk veren pigment olan melanin üretimini durdurur ve teller gümüş, beyaz veya gri kalır. Tırnaklar da daha yavaş uzamakla birlikte, bazı kişilerde yaşlılıkta bile uzun ve güçlü kalır.
Beyniniz Azıcık Farklı Çalışır:
Unutkanlık insanların en çok korktuğu değişikliklerden biridir. Ancak beyninizin doğal olarak yavaşlaması ile demans arasında fark vardır! Demans yaşlanmanın normal bir parçası olarak kabul edilmiyor. Sağlıklı yaşlılar için yeni bir isim tanımak, yeni bir teknoloji öğrenmek veya araba anahtarlarını nerede bıraktıklarını hatırlamak biraz daha uzun sürebilir. İşlemin hızı azıcık yavaşlamıştır. Zira, beyin hücrelerindeki bağlantılar yavaşlamış ve azalmıştır. Ama cesaret verici olan, yaşlansa bile beynin yaşam boyunca öğrenme yeteneğine sahip olmasıdır. Yeni becerileri öğrenmek veya bilgi edinmek daha uzun sürebilir, ama beyin daima yeniliklere uyum sağlamayı ve yeniden organize olmayı sürdürecektir. Yaşlanmanın bilişsel artıları da vardır (ör: yaşlıların kelime hazneleri daha geniştir).
Sindirim Zaman Alır:
Sindirim az daha uzun sürebilir…Sistem yaşlandıkça yavaşlar. Yiyecekler, sindirim sisteminde daha yavaş hareket geçer…Mide, karaciğer, pankreas ve bağırsaklar sindirim suyunu daha az üretebilir. Sonuç olarak, özellikle azalan fiziksel aktivite, bazı ilaçlar veya daha düşük lifli diyetle birleştiğinde, kabızlık veya sindirim durağanlığı doğabilir. Neyse ki, bu değişiklikler aktif kalıp, yeterli su içip, bol lif alarak giderilebilir.
Metabolizma Değişir:
Birçok kişi yaş ilerledikçe kilo-korumanın zorlaştığını fark eder. Bunun bir nedeni de metabolizmanın yavaş yavaş ağırlaşmasıdır. Ancak kas kaybı da önemli bir rol oynar. Kas dokusu yağdan daha fazla kalori yakar. Bu yüzden kas azaldıkça vücut tabi ki daha az enerji kullanacaktır. Sevindirici yanı ise, düzenli fiziksel aktivite kasları korumaya destek olacak ve metabolizmayı normalin üzerinde tutmasıdır.
Bağışıklık Sisteminin Reaksyonu Azalır:
Bağışıklık sistemi emekli olmaz, ancak zamanla tepkisi azalır. Vücut, belirli bağışıklık hücrelerinden daha az ürettiğinden, enfeksiyonları tanıması ve onlarla savaşması yavaşlar. İşte bu nedenle, yaşlı yetişkinlerin gerekli aşıları yaptırmasının önemi ortaya çıkmaktadır…Bu aşılar, bağışıklık sistemine, karşılaşabileceği virüslere dair çok önemli bir tanı sunmakta yardımcı olur. Araştırmacılar, yaşam beklentisi arttıkça bu değişiklikleri daha iyi algılamaya çalışmaktadırlar.
Mesane Sabırsızlaşır:
Tuvalete gitmeler eskisinden daha sık göründüğünde bundan yaşlanma kısmen sorumlu olabilir. Mesane zamanla daha elastik hale gelir ve eskisi kadar idrar tutamaz. Bu arada, idrar kontrolünde olan kaslar zayıflayabilir ve bazı kişilerde sızıntılar daha yaygın hale gelir. Bu değişiklikler yaygınsa da, insanların yaşamak zorunda kaldığı bir şey değildir. Pelvik egzersizleri, yaşam tarzını değiştirmek ve tıbbi tedaviler fark yaratabilir.
Vücudunuz Uyum Sağlamaya Devam Ediyor
Yaşlanmanın en şaşırtıcı yanı belki de vücudumuzun hiçbir surette pes etmemesi ve sürekli uyum sağlamasıdır. Kalp, sertleşen arterleri telafi eder. Beyin yeni yollar geliştirir. Kaslar neredeyse her yaşta egzersize yanıt verir. Kemikler sürekli kendini baştan yaratan canlı doku olarak kalır.
Yaşlanmak kesinlikle değişiklikler getirir. Amma velakin, aynı zamanda insan vücudu hakkında olağanüstü bir şey ortaya çıkarır: Onlarca yıl kullandıktan sonra bile, bizi bu dünyada yaşatmak için onarmayı, ona uyum sağlayabilmemiz için yeni yollar bulmayı ASLA elden bırakmıyor.
SEVMEK GEREK VÜCUDU !
English