Artık sıkıldım “Zeynep ile ilgili neden yazmıyorsun?” sorularından. Çok uzun bir süre önce bir kez değinmiştim “yahu bu kız yaşıtlarının epey üstünde, olgun, kortta ne yapacağını biliyor, oyunu tek düze değil, gelişime açık, iyi de kura çekiyor” ! Bir tenisçi daha ne ister? Şimdiye kadar da, kimseye gereksinim duymadan, grand-slam’lere doğrudan girecek sıralamaya ulaştı. Yerine göre antrenör de değiştirdi.
Sürekli yazıyorum, tenisin dünya sıralamasında (ATP & WTA) 200’lerden sonra 70-100 aralığına girmek, ardından da 50’lerin dahil olmak gittikçe zorlaşan bir süreçtir. Karşınızda gittikçe daha dişli ve kazanmak için her türlü numarayı yapabilen bir topluluk buluyorsunuz!
Bu kızcağız da elinden geleni yaparak dünyanın dört bir yanından turnuvalara gidiyor. THY onun kontratını iptal etmiş. Bu tümüyle onların ayıbıdır…Yazıklar olsun! Tek bir ses çıkmadı koca Ankara’dan?
Üstelik bizim ülkemizde herkes antrenör/koç. Ama sporcu kimdir, sporculuk nedir bilen o denli az ki? Çoğunluk komplekslerini, önce çocuklarından tatmin ediyor…Sonra da başta spor olmak üzere çeşitli konularda medyada baş göstermeye başlayanlardan tatmin ediyor. Tenis raketini halı-dövücüsünden ayırt edemeyecek insanların profesyonellere taktik vermeleri gerçekten abes…Üstelik kendilerini gülünç duruma düşürüyorlar, haberleri yok!
Zeynep ile ilgili galiba 1 yıl önceki bir yazımda belirtmiş olduğum bir noktayı tekrarlıyacağımdan dolayı özür diliyorum. Ama yeri geldi: Oyuncumuz, servisini mutlaka ilk 50 standardına getirmeli. Boyu itibarıyla (1.69cm) kolay değil ama, ondan 7 santim daha kısa olan ve güncel WTA sıralaması 7 (2025’te 4.) olan 30 yaşındaki sempatik İtalyan Paolini(1.62cm) bu zorluğu aşmış. Evet o’da pek “ace” atmıyor ama serviste karşısındakini zorlayan “nokta” atışları yapabiliyor. Böylelikle “return” yapmakta zorlanan rakibini ikinci vuruşta bitiriyor. Tenis sporunda illa “bazuka” gibi servis atacaksınız diye bir kural yok. Bu sempatik İtalyan ortalama %60 servis başarısı sağlıyor. Servislerinin ortalama %68’i nokta atışı.
Paolini, sıralamada 130-200 arasında olan, adını bile kimsenin telaffuz etmediği bir tenisçiyken nasıl zirveye geldiğini şöyle ifade ediyor: Enerji, enerji ve sabır! Sıralamada 130. iken dördüncülüğe erişmesi 7(yedi) yıl sürmüş. Evet, yedi yıl sonra Roland Garros ve Wimbledon’da tekler finali oynadı. Katıldığı çoğu turnuvada vatandaşı Errani ile [olimpiyatta altın madalya] çiftlerde zirveyi kanıksamış durumdalar…Sürekli ilk sıraları zorluyorlar.
Çoğu yıldız tenisçi bazı turnuvalarda çift oynar. Zira çiftlerde atikliğinizi, tepki/reaksyon sürecinizi ve volenizi geliştirirsiniz.
Sanırım sevgili okurlarımın uyarılarına yanıt vermişimdir. Bu uyarılara da bayılıyorum. Çoğu öyle içten ve doğru ki!
Yazımı bitirmeden aşağıda dünyamızın getirildiği iğrenç noktayı betimleyen bir şiiri gözlerinize yansıtmak istiyorum. Beni çok etkiledi. Umarım seversiniz. Şiir sevmiyorsanız da okumazsınız olur biter. Şiir Aragon’un…Okumaktan ASLA bıkmayacağım Şükrü Erbaş çevirmiş ve kitabının arka kapağına basmış. Buyrun iyi okumalar:
----------------------------------------------------------
BAŞ DÖNMESİ
Çığlığı yansıtmayan tek bir dize var mıdır ?
Ve biz bulutlara gömdük çocuklarımızı
Ve biz çocuklarımızın kirpiklerine astık babalarını
Ve biz öldürenden hayatımızı bağışlamasını bekledik
Ve biz katilimizle geleceğe şarkılar söyledik
Ve biz yoksulluğun acısından sessizce uzaklaştık
Ve biz kadınlarımızı arzularından tavanlara astık
Var mıdır gerçekten tek bir dize
İnsanın haysiyetinden doğmamış olsun…
ARAGON.
-----------------------------------------------------------------------------
BAYRAMINIZ ŞEN OLA…
Bekir Emre.
Hoşkalınız…
English