.jpg)
Bundan önce “Tenis nereye gidiyor” başlıklı birkaç yazım olmuştu. Ancak son gelişmeler tenisin en azından şimdilik bir yere varamayacağını belirgin bir şekilde ortaya koyuyor. Başlığımız bunu betimlemektedir.
Biliyorsunuz, Suudi Arabistan Prensinin ülkesini çağdaşlaşmak için geliştirdiği projelere tüm dünya, biraz gıpta ve hayretle bakıyordu. Bu projeler arasında golf, F1, bisiklet ve tenis sporlarına görülmemiş yatırımlar vardı. Ama gelişen dünya yapısı, ortadoğudaki savaş ve ekonomik darlıklar, körfez ülkesinin yapacağı yatırımlarının durdurulacağını gösteriyordu. Tabi ki tenis de bundan nasibini aldı. Önce Suudi Arabistan’ın (Kadın Tenis Birliği) WTA ile olan ortaklığının bittiğini öğrendik. Finansal zorluklar yaşayan WTA için bu zorlu bir darbe. Çöl Beylerinin, ATP başta, sair tenis kurumları ile olan ilişkileri ise hala perde arkasında!
Geçtiğimiz hafta ise tenis başka bir sadme yedi. İngilizlerin en ciddi yayın organlarından olan The Guardian gazetesi yayınladığı haberle göz önüne serdi:
Tenis dünyasında bir devrim niteliğinde olacak iki karşı seksin birleşmesi bir başka bahara kaldı! Erkek tenisinin başlıca yöneticileri olan Association of Tennis Professionals (ATP) ile kadınların yönetici hareketi Women’s Tennis Association (WTA) arasında birleşerek, ortak hareket etmek amacıyla, yeniden yapılanmaya yönelik tüm çalışmalar süresiz askıya alındı.
Her iki birlik, ticari ve medya haklarının ortak bir payda da birleştirilmesini tartışıyordu. 2025 öncesi WTA başkanı Steve Simon bu ortaklığın başlıca destekçisiydi ve yönetiyordu. Hop! Bir seçim gerçekleşti ve halef bayan Valerie Camillo, üzerinde anlaşılan gelir payının şartlarını kabul edilemez buldu. WTA görüşmelerden ve anlaşılmış olan kararlardan çekildi.
Halbuki Ocak ayında konunun terazideki ağır darabası olan ATP, o günkü CEO'su Eno Polo ile a kamuoyuna güven aşılamış ve iki turun işbirliğine "oldukça yakın" olduğunun bilgisini vermişti.
Kayıtlara bakıldığında ATP gelirlerinin, WTA’den -en mütevazi şekilde- en az iki katından fazla olduğu dile getiriliyor. Bir örnek vermek gerekirse WTA'nin 2024 yılında rapor edilen geliri 142 milyon dolar olmuştu. Bu, ATP'nin bildirdiği 294 milyon doların yarısından da az.
WTA bu birleşmeyle hakları birleştirerek daha fazla gelir sağlayacak ve her iki seks de, grand-slam ve bazı ATP1000’lik turnuvalardaki gibi bir çok başka turnuvada da birlikte yer alacaklardı. Özetle, ayrı yapılan bir çok turnuva her iki seksi de barındıracaktı. Buradan kaynakla, WTA’nin gişe gelirleri, reklam ve sponsorluk payları da artacaktı!
WTA son yılda içine girdikleri darboğazdan kimsenin umurunda bile olmayan WTA100 turnuvalarını paketler halinde satarak biraz olsun rahatlamaya çalıştı. Türkiye bile bunlardan aldı. Ama yetmedi tabi ki! Çünkü kadınlar tenisi ilk 10 raket ve birkaç “yıldız” haricinde kimsenin ne ilgisini ne de merakını çekiyordu!
Anlayacağınız yukarıda bahsettiğim iş-ortaklığında, WTA olarak kesinlikle daha fazla gelire kavuşuyorlardı. Amma velakin, bu durumun açıklığa vurulmasının hassas bir yanı da vardı! Ortaya konulan kanıtlar, WTA’nin, ATP'den çok daha düşük bir geliri olduğunu, sponsor beklentilerinin ATP ve dolayısıyla erkeklerden yana çok daha fazla olduğunu kamuoyuna itiraf etmiş oluyordu! Anlaşılan bu da daha fazla finansal eşitlik için mücadele eden amazonlar için hatırı sayılır bir darbeydi.
Önce iki yakayı bir araya getirip, ilgiyi artırmak, sonra da, fazlası için uğraş vermek, bu yapının (!) haznesinde yer almıyor! Yeter ki egon tatmin olsun…Kurumun batıyor, vız gelir tırıs gider!
Hoş kalınız…
Bekir EMRE
English