“İstanbul Challenger – 78. TED Open” kapsamında kulübümüzde ağırladığımız, Wimbledon şampiyonu ve tenis efsanesi Richard Krajicek, turnuvanın köklü geçmişinden TED Spor Kulübü’nün atmosferine, organizasyonun profesyonelliğinden Türk tenisinin genç yeteneklerine kadar sorularımızı yanıtladı.
Krajicek, TED Spor Kulübü’ndeki deneyimini değerlendirirken turnuvanın uzun yıllara dayanan geleneğine, kulübün sunduğu imkanlara ve organizasyonun yarattığı atmosfere dikkat çekti.
Krajicek’in sorularımıza verdiği yanıtlar sizlerle:
“İstanbul Challenger – TED Open” turnuvası sıklıkla “Türkiye’nin Wimbledon’ı” olarak nitelendiriliyor. Başarılı bir kariyere sahip bir tenisçi olarak bu tanımlama sizin için ne ifade ediyor? Sizce turnuvanın tenis dünyasındaki yeri ve önemi nedir? Wimbledon, diğer üç Grand Slam’in aksine ulusal bir federasyon tarafından değil, bir kulüp tarafından sahip olunan ve düzenlenen tek Grand Slam turnuvasıdır. Wimbledon, büyük bir tarih ve geleneğe sahip, çok güzel bir kulüp. Benim için Istanbul Challenger da aynı özellikleri taşıyor. Güzel bir kulüp, güçlü bir gelenek ve tarih… Organizasyon seviyesi de çok yüksek. Oyuncular ve eski oyuncular tarafından da çok olumlu şekilde değerlendiriliyor. Challenger takvimindeki en prestijli turnuvalardan biri. Bu köklü kulüp kültürü ile yüksek organizasyon standardının bir arada olması, turnuvayı özel kılan unsurlardan biri.
Kariyeriniz boyunca dünyanın farklı noktalarında önemli turnuvalarda ve kortlarda mücadele ettiniz. “Istanbul Challenger – TED Open” deneyiminizin ardından, bu turnuvayı parçası olduğunuz diğer organizasyonlardan ayıran ve özel kılan özellikler neler? Bence farkı yaratan kulüp ve insanlar. Zemini yenilenmiş, çok iyi kortlar ve oyuncular açısından son derece önemli olan mükemmel bir fitness salonu var. Restoranı çok iyi ve merkez kortu da harika. Tribünlerin oldukça dik olması sayesinde herkes korta yakın ve bu da müthiş bir atmosfer yaratıyor. Turnuvayı izlemeye gelen seyirciler de büyük tenis tutkunları ve oyuncular için bu güzel atmosferin oluşmasına katkı sağlıyor. Organizasyon da çok başarılı. Turnuvanın uzun yıllardır takvimde yer alması kendini açıkça gösteriyor. Tesislerin kalitesiyle seyircilerin ilgisi ve kulübün atmosferi bir araya geldiğinde gerçekten özel bir turnuva ortamı oluşuyor.
2003 yılında “TED Open”, 49 ülkede düzenlenen 129 Challenger turnuvası arasından ATP tarafından “Dünyanın En İyi Challenger Turnuvası” seçildi. Ödül, Roger Federer tarafından takdim edildi. Bu tarihi başarı ve günümüze kadar devam eden turnuva geleneği hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bunun son derece hak edilmiş bir ödül olduğunu söyleyebilirim. Önceki iki yanıtımda, bu turnuvanın neden bu kadar iyi ve özel olduğunu anlatan tüm unsurlara değindim. ATP’nin de turnuvanın ne kadar başarılı olduğunu fark etmiş olması çok güzel. Böyle bir ödülün ardından turnuvanın yıllar boyunca aynı gelenek ve yüksek standartla devam etmesi de ayrıca takdir edilmesi gereken bir başarı.
Bu yıl TED Spor Kulübü’nde geçirdiğiniz süre boyunca kulübün atmosferi, tesisleri, turnuva ekibinin profesyonelliği ve genel organizasyon hakkındaki izlenimleriniz neler oldu?
Çok üst düzey. İstanbul’da yaşasaydım, kesinlikle kulübe üye olmaya çalışırdım. Kulüp, ihtiyaç duyulabilecek tüm imkanlara ve hatta daha fazlasına sahip. Ancak benim için tesisler kadar önemli olan bir diğer unsur da insanlar ve üyeler. Her şey son derece samimi, sportif ve sıcak bir atmosfer içindeydi. Ekip çalışmasının çok önemli olduğuna inanıyorum. TED Spor Kulübü’ndeki deneyimim boyunca, tüm organizasyonun kusursuz işleyen bir mekanizma gibi çalıştığını gördüm. Turnuvada görev alan herkesin organizasyondan keyif aldığı ve böylesine büyük bir etkinliğin parçası olmaktan gurur duyduğu açıkça görülüyordu. Bu uyumun, turnuvanın genel atmosferine de doğrudan yansıdığını düşünüyorum.
Bu yıl genç oyuncuları gözlemleme ve Türk tenisinin gelişimini daha yakından takip etme fırsatınız da oldu. Türk tenisinin yeni nesli hakkındaki izlenimleriniz neler?
Turnuvada mücadele eden Türk oyuncuları izleme fırsatım olmadı. Ancak etkinlik kapsamında düzenlenen klinikteki çocukların hepsi çok istekliydi ve tenisi, spor yapmayı gerçekten seviyorlardı. İçlerinden 4-5 kız ve erkek sporcunun da gerçekten çok iyi oynadığını gördüm. Şimdiden iyi bir servis geliştirmişler ve antrenörlerinin yönlendirmelerine de oldukça açıklar. Çocukların tenise olan ilgisini ve öğrenme isteklerini görmek gerçekten çok güzeldi. Bu yaşlarda doğru yönlendirme ve düzenli çalışma ile gelişimlerini sürdürmeleri, gelecekte önemli bir potansiyele ulaşmalarına yardımcı olabilir.
Son olarak, “Istanbul Challenger – TED Open”ın bir parçası olmak ve özel gösteri maçı vesilesiyle tenis tutkunlarıyla buluşmak sizin için ne ifade etti? TED Spor Kulübü ve bu turnuvadan nasıl anılarla ayrılacaksınız?
Eve yalnızca güzel anılarla dönüyorum. Daha önce de söylediğim gibi, tesis harika, organizasyon ekibi turnuvayı çok iyi ve son derece profesyonel bir şekilde yürütüyor. Seyirciler bize kendimizi evimizde hissettirdi; tenisten keyif alıyorlardı ve tenis konusunda gerçekten bilgiliydiler. Kort görevlisi çocuklar da harikaydı! Sürekli raketlerimizi almamızı ve kendilerinin de oynamasını istediler. TED Spor Kulübü’nde korta çıkmak benim için çok güzel bir anı oldu. Umarım gelecek yıl yeniden gelirim! Bu atmosferin içinde yer almak ve hem seyircilerle hem de kulüp üyeleriyle bir araya gelmek benim için çok keyifliydi. TED Spor Kulübü ve İstanbul Challenger’dan uzun süre hatırlayacağım güzel anılarla ayrılıyorum.
English